Projeler Bizim Mucizeler

Bizim Mucizeler

Kız Emoş..


Senin ne kadar şanslı bir kedi olduğunu nasıl anlatayım, nereden başlayayım bilmiyorum..

Seni o ilk bulduğumuz günü hatırlıyor musun? Gerçi o an iki gözün de kapalıydı, hiçbirşey göremiyordun ama eğer görseydin nasıl bir yere bırakıldığını, daha da korkardın emin ol.. Yanından hızla arabaların geçtiği işlek iki anacaddenin ortasındaki küçük çimenlikte, tepende ağustos güneşi, birkaç adım atsan caddeye düşeceksin, kıpırdamadan dursan açlık susuzluktan öleceksin, insan geçmez ayak basılmaz bir yerde ne kadar süre hayatta kalabilecektin ki.. Darılma ama suratın bakılamayacak kadar kötüydü, gözün nerde ağzın burnun nerde anlaşılmıyordu. O kapatamadığın ağzından nefes almaya çalıştıkça sen, cehennem gibi havayı çekiyordun içine, daha da susuzlaşarak gitgide..


Levent ve Sibel (benim birader ve hanımı olurlar, sen onları seni ilk gören kurtarıcıların olarak tanıyorsun), onlar bile bakamadı senin yüzüne, alsan alsan sen tutar alırsın dediler bana.. Ben de alışmışım ya senin gibi yaralı, sakat, paramparça hayvanlara, tamam dedim alalım bakalım.. Yahu sapasağlam koskoca adamlar olan biz bile o caddeden güç bela geçebildik, senin gibi kör ve yaralı bir hayvan neden öyle bir yere bırakılır ki, diye diye, biraz da seni oraya bırakana sevgilerimizi (!) göndererek kliniğin yolunu tuttuk.

Senin gibi bakıma muhtaç hayvanlar yüzünden kendi hayatlarını bile doğru dürüst yaşayamayan hayvan dostu çiftin (Gülay ve Selçuk) kliniğine vardık. İlk kontrolun ve müdahalelerin yapılırken Levent ve Sibel yanına gelip bakamadılar yine.. İyileşecek mi sorusundan önce, hayatta kalabilmeyi başarabilecek mi, diye konuştuk senin hakkında.. Alt çenen kırılmış ve iki yandan ayrılmış, üst çene ve damağında 4 kırık, hangi dişin hangi yöne kaymış belli değil, üst dudağınla dişetin arasında neredeyse parmak girecek kadar bir delik.. Ve bir gözün öne doğru fırlamış, şakak hizana kaymış, simsiyah kocaman bir zeytin gibi olmuş. Onun göz olduğunu iyice bakınca anladık yani.. Nasıl bu hale geldiğin hakkında kesin bir şey söyleyememekle birlikte, yüzüne güçlü bir darbe aldığında hemfikirdik. Velhasıl, önce bekleme süresi başladı hayati tehlikeyi atlatabilmeni ümit ederek geçecek olan..

 


Seni bulmamızdan sonraki ikinci şansını da iyi kullandın Emine kız.. Yaşama tutunmayı başardın, bunu istediğin için yaptın biliyorum, çünkü ilerde göreceğin güzel günler vardı, sen bunu o zamandan beri biliyordun.. Ama keşke bize de söyleseydin de bu zor dönemlerin biteceğini biz de bilseydik, bu kadar üzülmeseydik beklerken..
Sen iyileşme sürecine girdiğinde, biz de sana bir yuva aramaya başladık. Ama tamamen iyileşemeyeceğini, bir insanın bakımına muhtaç kalacağını biliyorduk maalesef.. Operasyonların ve tedavin bitince, baktık ki, kendi kendine yiyemiyorsun.. Önce dedik ki, psikolojiktir, zamanla geçer. Gülay o kadar çok uğraştı ki elle beslemek için seni.. Sen tükürdün o yedirdi, sen kafanı çevirdin, o ağzına tıktı.. Umutsuzluğa kapıldığımız zamanlar da oldu çok.. Hiçbir zaman kendi kendine yiyemeyecek mi, ona bu şekilde bakabilecek bir ailesi olamayacak mı diye.. İlan vermediğimiz yer kalmadı, defalarca yazdık, yüzlerce kişiye ulaştık ama bir türlü seni isteyen biri çıkmadı. İlgilenenler çok oldu, manevi desteğini, dualarını esirgemeyenler.. Ama ihtiyacın olan yuvayı çok bekledin be kızım.. Bunu da mı başından beri biliyordun da söylemedin bize.. Ne yalan söyleyeyim artık ben umudumu yitirmeye başlamıştım sana yuva bulma konusunda.. Ama Gülay öyle azmetti ki, yılmadan yuva aramaya devam etti. 

Bu arada seni ABD'ye gönderme durumumuz çıktı ortaya.. Orada yaşayan ve tam bir kedi profesörü olan arkadaşımız Seda istedi seni.. Hiç kimseyi bulamazsanız bana gönderin, dedi. Eğer gidebilseydin, eminim ki çok iyi bakılacaktın orada.. Ama senin kısmetin buradaymış, beklediğin kişi buradaymış.. Seni ABD'ye gönderebilmek için kaç kişi seferber olduk. Haftalarca uğraştık, her yolu denedik, araştırmalar, onlarca mailler, bir yandan biz burada, bir yandan Seda orada, kaç kez tamam gönderiyoruz şimdi, dedik, son anda bir pürüz çıktı, kaldın. Kızım madem biliyordun, neden söylemedin bize, bu kadar uğraştırdın koskoca insanları.. Hem sen bilerek yemedin kendi kendine di mi ? Eğer yersen yuva aramaktan vazgeçip seni sokağa bırakacağımızı biliyordun di mi ? Şimdi yuvanda hapur hupur mamanı yemeye de başlarsın sen.. Nasıl olsa garantiye aldın kendini artık uyanık seni..

İki gün önce Gülay bana msn'de yazdı yine, Emine'ye bir talip çıkmış, diye.. Ben de öncekiler gibi arayıp geleceğim, belki alırım diyip sonra vazgeçecek olanlardan biridir diye düşündüm. Açıkçası pek ilgilenmedim, ciddiye almadım ilk anda. Ama arayan kişi ''yarın Emine'yi almaya geliyorum'' demiş, bu beni biraz ilgilenmeye teşvik etti. Kimmiş dedim, bilmiyorum dedi Gülay, ben yokken kliniği aramış, Selçuk'la konuşmuş, dedi. Sen bir ara bakalım, yarın ne zaman gelecekmiş, sen de ol ki gör nasıl biriymiş dedim. Ben tek başıma karar vermek istemem, senin, Levent'in ve Sibel'in de söz hakkı var Emine üzerinde, siz de olun, dedi Gülay. Ben gelemem ama zaten Levent ile Sibel yarın Emine'yi görmeye gelecekti dedim. Onları da aldık msn'e. Gülay, bir yandan dönüp bakıyordu bıraktığı ilanlara, bu arayan kişi acaba o ilanlardan birine cevap vermiş mi, kimdir diye.. Başka bir sitedeki ilanına cevap yazan birini gördü, nickini yazdı şuymuş diye.. Kız Emine, bak işte tam bu noktada senin taaa en başından beri bildiğin, beklediğin ama bize inatla söylemediğin kişinin KİM olduğunu öğreniverdik ve hepimiz şaşkınlıktan kalakaldık öylece..

gülay:
selçuk aradı şimdi. özgür diye biri aramış, emineyi almaya gelicem demiş. benim bişeyden haberim yok, senin var mı?

zeynep:
yoo, kimmiş nerdenmiş, sen arasana bi

gülay:
şimdi aradı. hani beni biri aramıştı ya bostancıdan. O adammış düşünmüş taşınmış. yeni bir ev arkadaşı olacakmış ona da sormuş, olumlu yanıt alınca "şimdi tekrar ilana baktım" dedi. ''eminenin hala beklediğini görünce gelmeye kesin karar verdim'' dedi. mersin'de yaşıyormuş kedisini 12 yaşında kaybetmiş istanbula gelip yerleşmiş, burada yeni bir hayat kurdum yeniden kedi istiyorum, diyor. Nicki etkiner, profilinde inşaat mühendisi yazıyor.



levent :
ismi özgür müydü?

gülay :
evet

levent:
inanmıyoruummm. Özgur etkiner benim askerlik arkadaşım yahu!
özgür asteğmen, 1 yıl Adana'da aynı odada kaldık. kankidir, sıkı kedicidir, her hafta sonu evine giderdi Mersin'e
kedimi özledim, onu görücem diye, pazartesileri eli kolu tırmık içinde gelirdi. bizimki beni yine sevdi, derdi

( bu arada benim ve Gülay'ın bu tesadüfe şaşıran ama kelime olmayan ifadelerini geçiyorum :)  Haa, bi de Gülay sevinçten ağlama krizine girdi senin yüzünden Emoş)

gülay :
ben biliyordum bu kızın birini beklediğini

levent:
özgür alırsa çok iyi bakar, hem biz de çifte ziyarete gitmiş oluruz ara sıra.

gülay :
aradım şimdi Özgür'ü, seni söyledim Levent. o da çok şaşırdı bu tesadüfe ''o zaman bana güvendiniz artık bir tek Emine'nin beni sevip sevmeyeceği kaldı,'' dedi.

İşte böyle Emoş.. Senin o perişan halinle hiç de yolumuzun geçtiği bir yer olmayan o iki cadde arasında karşımıza çıkman, iki tane fedakar cefakar insanın eline düşüp sabırla bakılman, senin sokağa bırakılmayasın diye inatla yemek yememen, o kadar uğraşlarımıza rağmen ABD'ye gitmemek için önümüze her türlü engeli çıkartman (duaların kabul oldu yani), aylarca kafeste Özgür babanı beklemek içinmiş.. Kavuştun işte sonunda, erdin muradına..

Bak Emoş, sana son olarak iki çift lafım var : Eğer tüm bunların kıymetini bilmezsen, eğer Özgür babanı üzecek en ufak bir şey yaparsan, seni ben kendi ellerimle alır, o ilk bulduğumuz yere aynen bırakırım haberin olsun.. Onun gibi asker izinlerini bile evindeki kedisine gitmeye harcayan birini bulmuşsun, üstelik baban Mersin'de yaşayan biriyken orayı bırakmış kalkmış buraya gelip yerleşmiş, evini paylaşacağı arkadaşı olarak da seni seçmiş, ölen kedisinin üzüntüsünü bile belki tam atlatamadan seni almış, sen de bunların kıymetini bilmezsen nankörsün..

Bir de, babanın ağzına burnuna yapışma o uyurken, patilerini de adamın gözüne sokma uyandırıcam diye, rahat bırak adamı.. Sen yürürken kıvrılmadan, oraya buraya sürtünmeden bir adım bile atamayan sırnaşığın tekisin biliyoruz ama bunun da bi sınırı vardır di mi.. Haddini bil.. Uslu akıllı bir kız ol.. Yoksa sana o ilk günkü halinin resmini gösteririm görürsün o zaman.. 

Haa, az kalsın unutuyordum, bir ilginç tesadüf daha var, babandan izin aldım bunu yazmak için merak etme.. Babanın eski sevgilisinin ismi de Emine'ymiş ve Levent'in evine çok yakın otururmuş.. Ama sakın üstüne alınma sevgili derken.. Sen sadece insanların kedi sevgilileri olduğunu mu sanıyorsun.. İnsanlar başka insanlarla da sevgili olur, sadece siz zilli soyundan gelen kedilerle değil.. Şimdi söylediklerimi iyi düşün, sevgililiğini bil, tamam mı..

Hadi bakalım..

 

Anketler

Köpeğinizi nasıl besliyorsunuz?

Giriş

Kimler Online

Şu anda 2 konuk çevrimiçi